|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Anasayfa
|
19. Yüzyıl Rus Gerçekçiliği Üzerine Notlar |
|
Yazar B. Sadık Albayrak
|
|
Salı, 11 Kasım 2008 |
|
19. Yüzyıl Rus Gerçekçiliği Üzerine Notlar B. Sadık Albayrak “Kendini bütünüyle yalan yazmaya veren insanı aklının ve yeteneğinin terketmesi ne yüce bir gerçek!” Belinski“Gerçek, güzel şeydir, kendisine hizmet eden yazarın eksiklerini kapatır. (...) Seni uyardım, sanatın, yeteneğin damlası yok bende dedim ve sen artık benim hikâyemin bütün üstünlüğünün gerçekliğinde olduğunu biliyorsun.” Çernişevski“İki yüz yıldan fazla bir süredir ben bu yalçın kayanın üzerinde otururum ve bu süre içinde yandan da olsa, gözümün ucuyla da olsa, güneşe bakabilmişimdir... Ama bugüne dek gerçeğin yüzüne bir kez olsun bakamadım.” Saltıkov-Şçedrin Bu cümlelerin de bir parçası olduğu 19. yüzyıl Rus edebiyatı, güneşten daha yakıcı bir gerçekliğe bakabilme cesaretinin ve yaratıcılığının ürünüdür. 19. yüzyılın ilk yarısında Fransa’da, özellikle Balzac’ın yapıtlarıyla yükseklere çıkan gerçekçi edebiyat, yüzyılın ikinci yarısında Rusya’da olağanüstü ürünler verdi. Lukacs’ın özlü saptamasıyla, “Büyük Fransız gerçekçileri kendilerine yaraşır mirası ancak Rusya’da buldular.” Rusya’da 19. yüzyıl gerçekçi edebiyatının gelişmesinde Fransız romanının mirasçılığının etkisi olduğu kadar, bu toprakların yetiştirdiği yazarların yaratıcılıkları ve katkıları da bu başarıda belirleyicidir. Bu başarının oluşturucuları arasında yüzyılın başlarında doğan ve ortalarında en olgun ürünlerini veren gerçekçi eleştiri önemli yer tutar. Belinski, Çernişevski ve Dobrolyubov’un adlarına yazılı 19. yüzyıl Rus edebiyat eleştirisi, dünya edebiyat tarihi açısından benzersiz bir deneye yol açmıştır. Edebiyat eserlerinin incelenmesiyle ortaya konan eleştiri, okurlarla eser arasında daha köklü ilişkiler kurarken, yazarların yeni yapıtlarına da ufuk açıcı çözümlemeleriyle yön vermiştir. Bu eleştirinin daha önemli niteliği edebiyat eseri ile toplum arasındaki ilişkileri ortaya çıkarırken, bunu hep kölelik koşullarında yaşatılan Rus köylüsünün politik kurtuluşuna bağlama becerisini gösterebilmesidir. Özellikle Dobrolyubov’un eleştirilerinde edebiyat eserinin incelenmesiyle bu politikanın somutlanması ve geniş okur kitlesine ulaştırılması çabası başarıyla bütünleştirildi. Lunaçarski, devrimden sonra Dobrolyubov anısına inşa edilen anıtın açılışında yaptığı konuşmada onun bu başarısına dikkat çekiyordu: |
|
Son Güncelleme ( Salı, 11 Kasım 2008 )
|
|
Devamını oku...
|
|
|
Yazar Derinberken
|
|
Salı, 04 Kasım 2008 |
‘iz’ler her daim vardır, sadece, kiminde sen fazla iz bırakmışsındır, kimindeyse fazla ize maruz kalan sen olmuşsundur. Özlemlerimiz, bir aradalığımızın parçalanışı, yeniden ‘biz’ olmak isteyişimiz… Bazen olmuyor, ne kadar çabalasak da eskiye dönülmüyor, dönülse bile eskisi gibi olmuyor. Çabuk tükettik belki de, ya da bizi bir arada tutan etkenler değişti zamanla ya da o etkenler kopuşumuzu da hazırladı sonrasında. Dönüp bakmak istemiyorum artık geçmişe. Adı geçmiş ama belli ki bu anda da gelecekte de var etmeye devam edecek kendisini. Geçmiş! Bazı şeyler için geçmiş…
Bir yanda da umutlar, tutunma çabaları, hevesler, heyecanlar… Yorgun savaşçılarıyız sistemin, farkındalığımız ne kadar yüksekse o kadar yara alıyoruz geçen her günde. Çünkü biz farkındayız… Yaşanan saldırıların, sürüklenmekte olduğumuz karanlıkların, açlığın, yoksulluğun… Biz varız, kavgada,emekte, dostlukta, mücadelede, saflıkta… Biz varız, yollarda, alanlarda… Bazen acıyacak sol yanımız, düşündürecek yaşanmışlıklarımız, özletecek arkadaşlarımız Ama bileceğiz ki, kağıdın üzerine bir iz gerek, bir dokunuş, göstermek gerek olmayanlara da, mücadelenin içine çekmek gerek onları da… Sitemkar olmaktansa elimizi daha sıkı birleştirmek gerek, düştüğümüzde gülümseyerek bakabilmek birbirimize, sonunda; ‘Ne olursa olsun ben denedim’ diyebilmek gerek… derin
|
|
Son Güncelleme ( Perşembe, 06 Kasım 2008 )
|
|
|
Yazar Derinberken
|
|
Cumartesi, 01 Kasım 2008 |
Sessizliğin yakıcı sesi… İnsan bir diğer insanın sesine hasret kalmanın tarifsizliğiyle karşılaşınca fark ediyor bir çok şeyi. Kendisine olan tahammülsüzlüğünü, kolektif yaşamın kaçınılmazlığını ve bireyselliğin yıkıcılığını. Yalnızım… Kocaman bir evim var, bir elin parmaklarını rahatlıkla aşan arkadaşlarım, dokunduğum anda bütün uzakları yakın eden teknoloji dehası bilgisayarım… Ben mi? Yalnızım… Bir zamanlar… |
|
Son Güncelleme ( Pazartesi, 03 Kasım 2008 )
|
|
Devamını oku...
|
|
|
Yazar Editör
|
|
Cuma, 24 Ekim 2008 |
|
Devrim Arabaları Cumhurbaşkanlığı konutunda 16 Haziran 1961 tarihinde verilen davette ülke kalkınmasını tartışılmaktadır. Bir ara Cumhurbaşkanı sinirlenip bu ülkenin otomobil bile üretebileceğini söyler. Bu iddia ciddi ciddi meydan okumaya dönüşür. Paşa emrini verir; yaklaşmakta olan Cumhuriyet Bayramı’na ilk yerli otomobil yetiştirilecektir. “Benzini bitip yolda kalan araba” olarak eksik bildiğimiz dramatik bir hikâye.
Film, Devrim Arabaları’nı üretme görevini üstlenmiş 23 mühendisin, kariyerlerini ve aile hayatlarını riske atarak girdikleri macerayı, zamanla, yoklukla, politikayla, karşılarına çıkan sayısız engelle mücadelelerini anlatıyor. 60 günde çekilen film tarihin kapılarını aralıyor... Yönetmen: Tolga Örnek Senaryo : Tolga Örnek, Murat Dişli Müzik: Demir Demirkan |
|
Son Güncelleme ( Cuma, 24 Ekim 2008 )
|
|
Devamını oku...
|
|
|
Yazar Editör
|
|
Cuma, 24 Ekim 2008 |
|
Üç Maymun - Three Monkeys Nuri Bilge Ceylan’ın yönettiği ve Yavuz Bingöl, Hatice Aslan, Ahmet Rıfat Sungar ile Ercan Kesal’ın oynadığı "Üç Maymun", 61.Cannes Film Festivali'nde 'En İyi Yönetmen' ödülü alarak tüm dünyanın dikkatini çekti."Üç Maymun" küçük zaafların büyük yalanlara dönüşerek parçaladığı bir ailenin gerçeği örtbas ederek her şeye rağmen bir arada kalma çabasını konu alıyor ve şu sorunun peşine düşüyor: Altından kalkamayacağı acılara ya da sorumluluklara maruz kalmamak adına gerçeği bilmek istememek, onu görmemek, duymamak, hakkında konuşmamak ya da günümüz tabiriyle “üç maymunu oynamak", onun var olduğu gerçeğini ortadan kaldırır mı?
Yönetmen: Nuri Bilge Ceylan Oyuncular: Yavuz Bingöl, Hatice Aslan, Ahmet Rıfat Şungar, Ercan Kesal, Cafer Köse Yapım: Türkiye 2008 Dil: Türkçe Vizyona giriş: 24 Ekim 2008 |
|
Son Güncelleme ( Cuma, 24 Ekim 2008 )
|
|
Devamını oku...
|
|
|
Yazar Editör
|
|
Pazartesi, 20 Ekim 2008 |
|
TEODORA - (MİMUS OYUNLARI) Tiyatro Merdiven Yeni oyunu Theodore’yi 1 Kasımda seyircisiyle buluşturuyor. Haşmet Zeybek bu oyunda “karşılaştırmalı mitoloji” den “kavram mitolojisi” ne geçiyor. “Modern zaman ritüellerinin önemi, yeryüzüne kurmuş cenneti, cehennemi” diyen yazarımız, bu oyunla ilk ayağa kalkan insandan (pitekkontrop) bugüne kadar bütün insanlık tarihinden sorumlu olduğumuzu, geçmişi olmayanın geleceği olamayacağını, düşünsel seyircilik yani nesnenin öncesi ve sonrasını düşünmeye çağırıyor. Seyirliklerden, mimuslardan yeni bir üslup araştırması denediğimiz bu oyunda geleneksel açık biçim oyunculuğumuzu, geleneksel oyunlarımızın atası mimus’tan yola çıkarak sahneledik. Tematik ve geleneksel oyunculuğu komedi ve müzikle süsleyerek seyirlik tadında bir oyunla siz seyircilerimize sunuyoruz: “Nedir bu dünyanın yükü? Babil, Sümer, Mısır, Anadolu da yoğrulur fısır fısır, Olimpos’a gelirler, olurlar on iki ölmezler. Yani bizim Bursalılar. Yüz kilometre aşağıda da, bizim Edremitliler, yani yirmi altı ölümsüz kahraman. Böylece, sarsılmaz Zeus düzeni de çözülür. Çanakkale’ye gelinceye kadar, tanrı da kalmaz, tanrıların maskeleri de.. İzmir’de ise artık herkes insan, burada herkesin mücadelesi doğayla.. |
|
Son Güncelleme ( Pazartesi, 20 Ekim 2008 )
|
|
Devamını oku...
|
|
| | << Başa Dön < Önceki 1 2 3 Sonraki > Sona Git >>
| | Sonuçlar 1 - 7 Toplam: 20 |
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
copyright © Ayakizleri Sanat ve Edebiyat Toplulugu
2006
Bilgili AJANS Reklam ve Danısmanlık Hizmetleri |
ayakizleri sanat ve edebebiyat topluluğu, fotograf külübü, Ayakizleri fotograf kulubü, ayakizleri, dünya edebiyatı, türk edebiyatı, türk resim sanatı, türk tarihi, edebiyat tarihi, hava durumu, doğa fotoğrafları, manzara, tarih, karanlık oda, galeri, f galerisi, tanzimat edebiyat, divan edebiyatı, cumhuriyet dönemi edebiyatı, fecr-i ati toplulugu, garip akımı, lucaks, gercekçilik, toplumcu sanat, toplumcu gerçekçilik, frankfurt okulu, maniyerizm, nazim hikmet, yahya kemal beyatlı, aziz nesin, minyatur sanatı, mimarlık tarihi, milli sanat akımı, popüler kültür, post moderm kültür, idealizm, picasso, adorno, yeni haber,son ilk haber, siyah beyaz, photograf, Georg Lukacs, Mehmet H. Doğan, felsefe tarihi, felsefi akımlar , tiyatro, sinema, arkeoloji, anadolu tarihi, anodolu arkeolojisi, avrupa sanatı, batı sanatı, orta dogu, ön asya arkeoloji, ahmet cemal, A.kadir eser, popüler kültür, atilla ilhan, sanat, uzak dogu sanatı, güncel haber, cumhuriyet dönemi türk edebiyatı, 20. yy, modernizim, post moderm kültür, kültür ve sanat, ayakizleri edebiyat kulübü, ayakizleri felsefe kulübü, ayakizleri sanat kulübü, ayakizleri tarih, psikoloji tiyatro, ayak izleri sinema topluluğu, izler, topluluğu, felsefe topluluğu, topluluk, ay,
Henry Bergson ve Sezgicilik Felsefesi, Edmunt Husserl ve Fonomenoloji Felsefesi, Nicolai Hartman ve Yeni Ontoloji, Max Scheler ve Felsefi Antropoloji yada İnsan Felsefesi, Varoluş Kavramından Varoluşçuluk Düşüncelerin, Martin Heidegger ve Varoluşçu Ontoloji ,Jean-Paul Storte ve Fenomolojik Ontolojik Varoluşçuluk, Gabriel Morcel ve Varoluşçu Din Anlayışı, Frankfurt Okulu ve 20. Yüzyılla Yeni Marksizm Açısından Bakış, Thedor W. Adermo ve Eleştirel Toplum Kuramı, Hans Reichenback ve Uzay Zamanının Göreceli Felsefesi, Ludwing Wittergenstein ve Dilin Saltık Egemenliği, Gaston Bachelard ve Usüstücülüğün Işığında Bilimler İle Sanatların Diyalogu, Georges Canguilhem ve Tıp Felsefesinin Bilgi Kuramı, Jean Cavailles ve Matematiksel Felsefe, Paul Karl Feyerabend ve Anarşist Bilim Kuramı, Doğa Felsefesinden Fizik Felsefesine, Albert Einstein : Evreni Üçüncü Bir Gözle Yorumlayan Bilim Adamı, Felsefede Postmodernizm, Gelenekçi Bir Kültür Kuramcısı Michel Foxault,
Mezopotamya sanatı, babil, babiller, Asurlular, asur, hammurabi, uzak doğu sanatı, çin sanatı, Hindistan sanatı, orta asya türk sanatı, Budizm,
minyatür, matrakçı Nasuh, hat sanatı, Amasyalı seyh Hamdullah, hafız Osman, cumhuriyet dönemi türk sanatı, bedri rahmi eyübboğlu, ali avni çelebi, hale asat, Abidin dino, sanay-i nefise, İbrahim Çallı, Çallı gurubu, d gurubu, hikmet onan, Osman Hamdi, seker Ahmet paşa, asker ressamlar kuşağı, Süleyman seyit,
Etrüsk sanatı, mazaik santı, ikonoklast dönem, dinsel kitap resimleri, Bizans sanatı, ortaçağ sanatı, karolenj ve ottolar dönemi, vitray sanatı jean fouguet, gotik sanatı, neo klasizm, ingres, romantizm, maniyerizm, Rönesans, barok sanatı, bellini ailesi, giovanni, Leonardo da vinci, rafaello, caravaggio, albert dürer, el greco, goya, velazguez, flaman sanatı, jan van eyck, pieter brugel, rubens, rembrant, sürrealizm Salvador dali, soyut ekspresyonizm, pop-art, marcel duchamp, toplumcu gercekçilik, sosyal realizm, millet, daumier, courbet, neo klasizm, bauhaus okulu, moholy nagy, süprematizm, malevich kasimir, konstrüktivizm, rus tatlin, die brücke, kandisky paul klee, Dadaizm, der blaue reiter, soyut resim, fütürizm, giacoma balla, gino severini, kübizm Picasso, broque, ekspresyonizm, edvard munch, fovlar, henri matisse, andre derain, post empresyonizm, cezanne, vincent van gogh, empresyonizm, edouard manet, claude monet, Edgar degas, auguste renoir,
bilgi kuramı, bilim tenolojisi, bilimler tarihi, doğa felsefesi, fizik felsefesi,